Reklam
Vakıf Katılım
Tarih : 2026-04-09 18:18:38

Fidan: Ateşkesin sahada tam olarak uygulanmasını temenni ediyoruz

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

“Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu biz bir bütün olarak görüyoruz. Bu doğrultuda kalıcı istikrarın tesisi amacıyla bölge ülkeleriyle yakın eş güdüm halinde yoğun gayretlerimizi kararlılıkla ilerletiyoruz. 

Değerli basın mensupları, bölgemiz 28 Şubat'ta başlayan savaşla birlikte yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya kalmıştır. Küresel ölçekte ciddi etkiler yaratan bu savaş karşısında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde komşularımızla ve ortaklarımızla yakın bir iş birliği içerisinde ve temas tarafı içerisinde bulunduk. 

Bu temaslarımızda savaşa nihayet bir son vermeye yönelik gayretleri sürekli gündemde tuttuk ve bunun için çalıştık. Bu çerçevede kardeş Pakistan'ın aktif şekilde destek verdiğimiz girişimiyle varılan iki haftalık ateşkesi büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkesin sahada Lübnan'ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulanmasını ve sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini temenni ediyoruz. Bunun yolunun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını tüm taraflara vurguluyoruz. 

Bu çerçevede Pakistan'da başlayacak görüşmelerde tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır. Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalı, İsrail'in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı, aklı selimle hareket edilmesi zaruridir. Özellikle dünya kamuoyunun da İsrail'in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olması ve gerekli tepkiyi koyacak durumda olması da gerekmekte. Ayrıca, İran ve körfez ülkeler arasındaki ilişkilerin daha sağlam bir temele dayandırılarak normalleşmesi de dahil olmak üzere bölgede yeni bir güvenlik ve barış mimarisinin tesis edilmesini ümit ediyoruz. 

Türkiye olarak bu süreçte aktif rol oynamaya ve gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum. Değerli basın mensupları, bölgemizde kalıcı barış ve huzurun en önemli yapı taşlarından birisi de şüphesiz komşumuz Suriye'nin istikrarıdır. Suriye halkı 14 yıl boyunca şiddet ve zulümle mücadele etmiş ve 8 Aralık 2024'te tarihi bir devrime imza atmıştır. Suriyeli kardeşlerimiz devrimden bugüne kadar geçen kısa süre içerisinde ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan yeniden imarı yolunda sabırla ve azimle ilerlemiş istisnai bir başarı kaydetmiştir. 

Gelinen noktada Suriye'nin bölgemizdeki krizin menfi yansımalarından uzak tutulması gerekliliği açıktır. Son dönemde Suriye ile yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiğinin arka planında da esasen bu amaç yatmaktadır. Suriye'nin sürdürülebilir istikrara kavuşması sürecinde kaydedilen ilerlemenin olumsuz etkilenmemesi önceliğimizdir. Türkiye bu yönde yürüttükleri çabalarında Suriye'nin her zaman yanında olacaktır. Suriye ile derdimiz ve tasamız bir, mutluluğumuz ortak, güvenliğimiz ve istikrarımız birbirini tamamlar niteliktedir. Bu çerçevede ülkede devam eden entegrasyon sürecini de yakından takip etmekteyiz. Bu sürecin kesintiye uğramadan Suriye'nin ve komşularının selameti çerçevesinde nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Miyadı dolmuş ve bazı çevreler nezdinde kullanışlılığını bugün artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye'de yer olmayacaktır.

Bölgemizde süregelen krizler karşısında Suriyeli kardeşlerimizin kapsayıcı bir anlayış etrafında birleşip ülkeyi ileriye taşımaya odaklanması aklı selimin gereğidir. Bu doğrultuda anayasal vatandaşlık çerçevesinde Suriye'nin selameti dairesinde tüm Suriyelileri bir araya getiren toplumsal uzlaşmanın tesisi gayretlerinde Suriye hükümetinin yanında olmaya devam edeceğiz. 

Kalıcı barış ve istikrar yönünde yoğun gayretlerimizi sürdürürken bölgemizi uçuruma sürükleyen esas unsuru göz ardı etmemeliyiz. Uluslararası toplumun artık net bir şekilde idrak etmesi gereken hakikat şudur. İsrail yayılmacılığı sona ermedikçe Orta Doğu'da kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin inşası mümkün olmayacaktır. İsrail'in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına artık bir dur denmelidir. Netanyahu hükümeti bugün hala savaş bahanesiyle Gazzelileri kıtlık koşullarına mahkum etmekte, Batı şeriyadaki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik hukuksuz adımlarına her gün bir yenisini eklemekte, Doğu Kudüs'te ibadet özgürlüğünü sistematik biçimde kısıtlamaktadır. 

İsrail, Gazze'deki soykırımını şimdi Lübnan'a taşımaktadır. Bölgede ateşkesin daha mürekkebi kurumadan, Lübnan'da çocuk veya sivil gözetmeksizin sürdürülen İsrail saldırıları yüzlerce cana mal olmakta, bölgeyi daha da derin bir insani krize sürüklemektedir. İsrail'in Lübnan'daki işgalin sonlandırılması ve sivil halkın korunması ertelenemez bir öncelik haline gelmiştir. Tüm bölgemizin huzuru ve küresel istikrar bakımından kritik önem taşıyan şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Netanyahu hükümetinin bölgedeki ateşkesi ve yoğun gayretlerle tesis edilen müzakere süreçlerini bir kez daha sabote etmesine kesinlikle izin verilmemelidir. 

Değerli basın mensupları, bölgesel gelişmelerin uluslararası toplumun dikkatini Filistin'den ayırmaması da ayrıca önem taşımaktadır. Gazze'de ateşkes test edilmesine rağmen Filistin halkı halen en temel insani ihtiyaçlarına ulaşmakta zorluklar yaşamaktadır. İsrail'in ateşkes kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve yeniden inşa kapsamındaki faaliyetlerin zaman kaybedilmeden başlaması gerekmektedir. 

Gazze'nin yeniden imarı için Türkiye üzerine düşen görevleri yerine getirmekte kararlıdır. Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı bu dönemde İsrail'in batı şeriyada yürüttüğü eylemleri de endişeyle takip ediyoruz. Uluslararası toplumun İsrail'in fiili durum yaratma adımlarına karşı gerekli tedbirleri alması şarttır. Bu çerçevede uluslararası toplumu seferber etme çabalarımızla, ortaklarımızla beraber yürütmekteyiz.

İnanıyoruz ki istikrarını ve güvenliğini tam olarak tesis etmiş bir Suriye tüm bölgenin ve uluslararası toplumun yararınadır. Bu anlayışı somut neticelere ulaştırmak amacıyla Suriyeli kardeşlerimizle ortak gayretlerimizi ve üst düzeyli temaslarımızı önümüzdeki dönemde de her alanda her seviyede sürdürmeye devam edeceğiz. 

Nitekim bu ay düzenleyeceğimiz Antalya Diplomasi Forumuna Cumhurbaşkanı Sayın Şahran'ın iştirak edecek olmasını öğrenmekten memnuniyet duyduk. Ülkemizi ziyaret eden kardeşim Sayın Şeybani'ye ve değerli heyetine bir kez daha huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum”

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 mersinhaberler.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.